Zaman… Zaman… Nedir zaman? İsviçrelilerin ürettiği mi? Fransızların biriktirdiği ya da İtalyanların boşa harcadığı mı? Amerikalılar onun para olduğunu söylerken Hindular hiç olmadığını varsayar. Ben ise onun bir düzenbaz olduğunu söylüyorum. Beat The Devil (1953)

Tarih boyunca zamanın önemini anlatmak için pek çok şey söylenmişse de en beğendiklerimden bir tanesi Tolstoy’a aittir. ‘’En kudretli savaşçılar sabır ve zamandır’’ der.

Zaman ve Verimlilik Üzerine…

Verimlilik hakkında nasıl bir formül üretirsek üretelim paydada iki şeyin olduğunu görürüz: Zaman ve işgücü…

İşgücü, insan olarak kolaylıkla şekillendirebileceğimiz ve manipüle edebileceğimiz bir şey iken; zaman ile karşılaştığımızda ona karşı çaresiz kalırız. Hiçbir silah onu yenmeye hatta durdurmaya yetmez. Denklemin en güçlü ve dokunulmaz unsuru olan zamana karşı galip gelemiyorsak onunla dost olmak hiç de kötü bir fikir değil. Zira zamanı verimli kullanabilme yeteneği hayatta insanları başarıya götüren en önemli şeylerden biri.

Isenhower Matrisi Kullanarak Nasıl Daha Verimli Olunur?

İnsanların binlerce yıllık yaşam süreleri olsaydı bugün hangi noktaya ulaşırdı bilmiyorum ancak ben zaman baskısının zeki beyinleri daha üretici kıldığını düşünenlerdenim.

1953 – 1961 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin 34. Başkanı olarak tarihteki yerini alan Dwight Isenhower’ın hayal edebileceğimiz en üretken hayatlardan birini yaşadığını söyleyebiliriz. Eyalet ekspresleri, internetin piyasaya sürülmesi (DARPA), uzay araştırmaları (NASA) ve alternatif enerji kaynaklarının barışçıl biçimde kullanılması gibi pek çok önemli projeye imza atmıştır. Amerika’nın hızlı ekonomik büyümesinde Eisenhower politikalarının bir ‘’çarpan’’ etkisi yarattığı söylenir.

Başkan olmadan önce de İkinci Dünya Savaşı boyunca Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı olarak görev almış; Kuzey Afrika, Fransa ve Almanya’daki operasyonları planlamış ve icra edilmesini sağlamıştır.

Askerlik dışındaki kariyerinde ise Columbia Üniversitesi Başkanlığı görevinde bulunmuş ve nasıl yaptıysa golf ve yağlı boya gibi hobilerinde ustalaşarak çevresindeki herkesi şaşırtmayı başarmıştır.

Başkan Eisenhower, üretkenliğini sadece haftalarca ya da aylarca değil, on yıllar boyunca sürdürmek için inanılmaz bir kabiliyete sahipti. Bu nedenle zaman yönetimi, görev yönetimi ve verimlilik konularındaki yöntemlerinin pek çok kişi tarafından incelendiği ve araştırmalara konu olduğu bilinmektedir.

En ünlü üretkenlik stratejisi Eisenhower matrisi olarak bilinir. Bu, hemen her konuda kullanabileceğiniz basit bir zaman yönetimi ve karar verme aracıdır. Eisenhower’ın stratejisinin nasıl yürüdüğünden ve daha verimli bir hayata giden yoldan bahsedelim.

Eisenhower Matrisi: Nasıl Daha Verimli Olunur?

Aksiyon alma ya da görevlerinizi organize etme konusundaki Eisenhower stratejisi basit bir mantık üzerine kurulmuştur. Bir karar matrisini kullanarak hareketlerinizi şu dört olasılığa göre ayırıyorsunuz.

  • Acil ve önemli (hemen yapacağınız görevler).
  • Önemli, ancak acil olmayan (daha sonra yapmak üzere planlayacağınız görevler).
  • Acil, fakat önemli olmayan (başkasına devredeceğiniz görevler).
  • Ne acele ne de önemli olmayan (elimine edilecek görevler).

Her hafta ‘’zamanımı nasıl değerlendiririm’’ gibi bir geniş bir planda ya da ‘’bugün ne yapmalıyım’’ gibi günlük kararlarınızı verirken kullanabileceğini basit bir araç olması bu matrisin en iyi yanıdır.

İşte Eisenhower Matrisinin bugün için neye benzeyebileceğine bir örnek:

dwight isenhower verimlilik matrisi

Acil ve Önemli Arasındaki Fark

Önemli olan şey nadiren acildir ve acil olan şey nadiren önemlidir. 

-Dwight Eisenhower

Acil görevler; tepki vermeniz gerektiğini size hissettiren şeylerdir. Önemli görevler ise uzun vadeli misyonun ya da hedeflerin bir parçası olabilen unsurlar olabilir.

Bunları birbirinden bir kez ayırmak kolay görünebilir ancak bunu sürekli olarak yapmak o kadar basit değildir. Eisenhower Yöntemini sevmemin nedeni de kararları tekrar tekrar verebilmemiz için açık bir çerçeve sunması…

Bu yöntemin temelinde tembellik yatıyor gibi görünebilir ancak öyle değil. Güçlü kararlar vermenizi sağlayan bu matris, amaçlarınıza hizmet etmeyen herhangi bir görevi silmek zorunda bırakmaya yönelik bir yardımcıdır. Gerçekten yapmanız gereken ya da uzun vadede stratejilerinize destek verecek şeyleri zaman harcamadan önünüzde bulduğunuzda artık o işi en iyi şekilde gerçekleştirmek için gereken enerjiyi kendinizde bulabilirsiniz.

Eisenhower matrisinin, bir eylemin gerçekleştirilmesinin gerekli olup olmadığını sorgulamaya ittiği aşikar. Bu da lüzumsuz işlerle uğraşmak yerine onları “Sil” alanına taşımamız gerektiğini bize hatırlatıyor.

Özetle, her gün boşuna yaptığınız şeyleri elimine ederseniz, o zaman önemli olan şeyleri fark etmek için çaba harcamaz ve daha verimli olabilirsiniz.

Bir İşi Niçin Yaptığınızı Düşünün!

Ne için çalıştığınızdan emin değilseniz, boşa zaman harcamanıza neden olan faaliyetlerinizi ortadan kaldırabilmeniz de olası görünmüyor. Zaten derinlemesine baktığımızda Eisenhower matrisinin içindeki süreci netleştirmeye yardımcı olabilecek birkaç gizli soru olduğunu görürüz:

  • Niçin bunu yapıyorum?
  • Neye doğru ilerliyorum?
  • Hayatımı yönlendiren temel değerler neler?

Eisenhower Matrisi mükemmel bir strateji olmayabilir ancak verimliliğimi artırmak ve zihinsel enerjinizi heba eden davranışları ortadan kaldırmak için kullanışlı bir karar verme aracı olarak görüyorum.

Yazılım Optimizasyonu ve Isenhower Matrisi

Birkaç yıl önce, yazılım hakkında bir şeyler okurken ilginç bir alıntıya rastladım.

“There is no code faster than no code.”

‘’ En hızlı kod hiç olmayan koddur ’’

–Kevlin Henney

Başka bir deyişle, bir şeylerin yapılmasının en hızlı yolu aslında onu tamamen ortadan kaldırmaktır. Yapılacaklar listenizden önemsiz bir işi tamamen silebiliyor olmak, size o işi mümkün olan en hızlı sürede yapmaktan bile daha çok zaman kazandıracaktır.

Bilgisayarın bir kodu okuması için geçen süreyi ya da ziyaretçinin aradığı şeyi bulması için geçirdiği zamanı düşünürsek; gerçekten gerekli değil ise kodları ve diğer ögeleri hiç kullanmamak, mümkün olan en az şey ile işlevselliği temin etmek optimizasyon dediğimiz şeyin temeli değil midir?

Kullanıcı deneyimi üzerine yapılan araştırmaların ortaya koyduğu çıktılar da bunu kanıtlar nitelikte. İnsanların algı ve odaklanma süreleri 1-2 saniye bandına düşmüş iken onları lüzumsuz ayrıntılara boğmanın kimseye faydası olmayacaktır. Minimalist bir yaklaşımla beklenen işlevselliği sağlıyor ve bunu yaparken estetik düşüncenin desteğini de alarak kullanıcı deneyimini şekillendiriyorsanız yazılım işinin doruk noktasına ulaşmış olursunuz.

Tıpkı Almanların oynadığı futbol gibi…